26 Aralık 2013 Perşembe

Kıbrıs'ta Yeşil'e Doğru

  

  Sabah saat 6 ve ekibimizle birlikte ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsünden  Yeşilırmak’a doğru düşüyoruz yollara. Cengiz Topel anıtı ile birlikte denizi yanımıza alıyoruz ve ardından  Soli harabelerini geçip Yeşilırmak’a  giden  dik ve virajlı yolları tırmanmaya başlıyoruz. Yeşilırmak a giderken gündoğumu ile birlikte ilk olarak görkemli görüntüsüyle Vuni Sarayı karşılıyor  bizi.  Saray  Soli kentinin kontrolü için 5.yy da inşa edilmiş ve  M.Ö 449 yılında Yunanlıların egemenliği Perslerden almasıyla  işlevini yitirmiş.  M.Ö. 380 yılında Soli halkının  sarayı yakmasıyla bir daha yenilenmemiş. Saray’a çıktığımızda  Güzelyurt körfezinin harika görüntüsü ile büyüleniyoruz . 



      Her ne kadar bu harika manzarayı bırakmak istemesekte Yeşilırmak bizi bekliyor ve yolumuza devam ediyoruz. Kıbrıs’ın kurak yüzüne alışık olduğumuzdan Yeşilırmak’a vardığımızda şaşırıyoruz çünkü her yer yemyeşil ve  etrafı tepelerle çevrili, o an aklınızda ‘’ben Karadeniz’e mi geldim’’ sorusu bile oluşabiliyor. Rum sınırına 3 km olan ve Trodos dağlarında saklı kalan bu ufak köyün nüfusunun tamamı Kıbrıs Türklerinden oluşuyor. 1974 yılındaki savaşta Rumlara teslim olmayan köylerden biri olan Yeşilırmak,  KKTC’nin en zengin tatlı su kaynaklarına sahip. Deniz kenarında toprağı 50 cm kazdığınızda ufak su pınarlarını görmek mümkün, hatta deniz sakin olduğunda tatlı suyun oluşturduğu kabarcıkları görebilirsiniz. Fakat suyun düzensiz kullanımı ve yanlış stratejilerden dolayı su kaynakları da günden güne azalmış.


      Deniz kenarında bir kahvaltı molası verirken, yerli halktan Kaya Yorulmaz ile muhabbete dalıyoruz ve ‘Eski Yeşilırmak’ tarihi hakkında ilginç bilgiler de veriyor  bizlere. 16.yy da  korsanların uğrak yeriymiş bu yerler, denize dökülen dereden gemilerle içeri girip yerli halka zarar verip gidiyorlarmış bu yüzden Eski Yeşilırmak dağların içine kurulmuş  ve böylece korsan saldırılarından da uzak kalmışlar. Korsanların zamanla azalmasıyla  köy yavaş yavaş denize doğru  taşınmaya başlamış ve şuan ki yerini almış. Eski Yeşilırmak askeri bölgede kaldığı için oraya uğrayamıyoruz fakat önümüzdeki yıllarda halka açılması planlanıyor.


    Yeşilırmak’ta geçim kaynağı tarım, zaten köyde neredeyse her evin bahçesinde meyve veya sebze ekildiğini görüyoruz. Buranın topraklarının çok verimli olduğu  ve ne ekersen yetişeceği rivayet ediliyor. Köyde daha çok tropikal meyveler, çilek ve kolakas (Kıbrıs patatesi)  yetiştiriliyor. Gezimizde özellikle çilek tarlaları göze çarpıyor, burada yetişen çilekler dünyanın en iyi çilekleri arasında olduğu söyleniyor.


       Deniz kenarında gezerken gözümüze bir üzüm asması takılıyor. Bu asmanın 1947 yılında  Kıbrıs da bulunan  gövdesi en geniş üzüm asması olarak  Guiness Rekorlar Kitabına girdiğini öğreniyoruz. Yunan mitolojisinde aşk ve güzellik tanrıçası olan Afrodit’in buradaki tepelerde yattığı rivayet ediliyor. Deniz kenarından tepelere bakıldığında , tepelerin diziliş şekli Afrodit’in orada yattığını anımsatıyor.



     Köyde hafta sonları yabancı turistlere rastlamak mümkün. Geçtiğimiz ekim ayında, 7. Sınır kapısı olan Yeşilırmak kapısının açılmasıyla köydeki turist sayısında artış olmuş. Köyde az sayıda da olsa restaurantlar ve konaklamak için birkaç ufak pansiyon mevcut. Önümüzdeki yaz ayında açılacak olan otel ile birlikte köyde turizmin de artması planlanıyor .

      Kıbrıs’ta farklılık arayanları Yeşilırmak köyü tüm zerafeti ile beklemekte ...   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder